Deli Petro'nun Vasiyeti PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Yazılar - Tekil Konular
Perşembe, 27 Ocak 2011 15:24

Rus Çarı Deli Petro'nun Vasiyetnamesi

Rus Çarı fDeli Petro'nun 1725 yılında yazdığı vasiyetnamesi 1738 yılında açıklanmıştır.

Günümüz Rusya'sının temelini teşkil eden Moskova Büyük Prensliği, 15. yüzyıldan itibaren gelişme sürecine girmişti.I. Pyotr Alekseyeviç Romanov - Deli Petro

16. yüzyıl içinde başa geçen 4. Korkunç İvan, imparator manasına gelen Çar unvanını aldı.

Çar, küçük Rus prensliklerini kısa sürede ortadan kaldırdıktan sonra Kazan ve Ejderhan / Astırhan hanlıklarını ülkesine kattı. 4. İvan, anne tarafından Bizans imparatorlarıyla akraba olduktan sonra onurlanmak için şöyle demiştir;

«Eğer İstanbul, ikinci Roma ise; Moskova da üçüncü Roma'dır.»

4. İvan devrinde bütün Volga boyu, Rus hakimiyeti altına girmiş ve ilk defa Hazar Denizi'ne kadar yayılan Moskof, bir taraftan İran'ı, diğer taraftan Kırım Hanlığı'nı tehditle Karadeniz'e inebilmenin yollarını aramaya başlamıştır.

17. yüzyıl sonlarına gelindiğinde tahta geçti. Çar I. Petro geçti. 1672'de doğan ve 10 yaşında Çar olan Deli Petro, başarılarının sarhoşluğu şu sözleri dedirtmiştir;

Bütün evlatlarım, birer birer, Avrupa ülkelerinde hükümran olacaktır diyecek kadar. Zira Avrupa’nın bütün devlet kuruluşları köhnemiş ve ihtiyarlamıştır. Fakat Rus Saltanatı inkişaf halindedir, biz bu inkişafı aklımızla bulmuşuz.

Gelecek nesillerimizin elinde bir “talimat” niteliğinde olsun diye, ben “Vasiyetnamemi” aşağıdaki vasiyet şeklinde yazdım.

 

     1- Rus devleti daima dengeli savaş şartları hazırlamalı ve bu hazırlığın Rusya’nın terakkisine sebep olması için çalışılmalıdır.

     2- Savaş dönemlerinde Avrupa’dan mümkün olduğu kadar harp elebaşlarını, sulh zamanında ise, ilim adamlarını Rusya’ya çekebiliriz.

     3- Avrupa ülkeleri arasında fitne-fesat türetmek, aralarında zıddiyet yaratmak ve bu işte onlardan biri ile işbirliği içinde olmak lazımdır. Özellikle Alman halkı arasındaki kaynaşma ve kargaşalıklarda faal bir yer tutmaya çalışmalı. Zira onlar bizimle hem hudut ve bize bitişiktir.

     4- Polonya’da kargaşalık çıkarmalı, onların ileri gelenlerine cimrilik etmeden rüşvet verip güçlerini bozmalı, devlet işlerine darbe vurmalı, Moskova’dan asker götürüp orada yerleştirmeli. Eğer başka devletler bizim bu tedbirlerimize itiraz ederlerse “sus payı” olsun diye Polonya’ dan bir parça koparıp onlara da vermeli, iş tamam olduktan sonra ise, o parçayı da geri almalı. Rus saltanatını muhkemleştirmeli.Deli Petro Tablo

     5- İsveç ve Norveç ülkelerinde mümkün olduğu kadar bir dayanak mıntıkası elde etmeli. Çünkü onların Valileri elimizde olurlarsa, İsveç ve Norveç’in Danimarka’ya düşmanlık tohumu serpmelerini temin etmek daha kolay olacaktır.

     6- Rusya asilzadeleri daima Alman asilzadelerinden, nüfuslu şahsiyetlerinden, valilerden, rütbe sahiplerinden kız almayı unutmamalıdırlar. Zira onların bu şekildeki akrabalığı bize daima fayda sağlar.

     7- İngiliz hükümeti ile birlik olup temasları sıklaştırın. Çünkü ticarette ve devlet idaresinde bu bize faydalı olur. Gemi inşaatı için gerekli bütün malzeme onlardan alınacaktır. Bu temas hem silah, hem de gemicilik için çok faydalıdır.

     8- Rusya devletinin hududu Avrupa’nın şimalinden Baltık denizine, güneyde ise Karadeniz’e kadar olmalıdır. Bu durumu korumak ve Rus sınırlarını genişletmek evlatlarımın vazifeleridir.

     9- Rusya devletini, dünya devleti yapabilmek için, onun başkentinin, Asya ve Avrupa hazinelerinin anahtarı olan İstanbul olması lazımdır.

Acele ve noksansız olarak çalışıp, İstanbul’un batı topraklarına sahip olmak gerekir. Şüphesiz ki İstanbul’a sahip olan Şah, dünyada ilahi şah olacaktır.

Bu maksadın hedefine ulaşabilmesi için, daima Türkiye ile İran arasına fitne-fesat tohumları ekmeli, kavga ve savaş çıkarılmalıdır.

Bu iş için Sünni ve Şii mezhepleri arasındaki ihtilaflar en keskin silah ve yenilmez ordudur.

Rusya’nın nüfuzunu Asya’da yaymak için Sünni ve Şii ihtilafları en iyi vasıtadır. Türkiye ile İran arasındaki muvazeneyi öyle bozmak lazımdır ki (fitne-fesatla) onlar birbirleri ile hiçbir zaman anlaşamasınlar.

Hem İran, hem de Türkiye’nin Avrupa halkları ile temas etmesine imkân vermemeli. Eğer bu ülkelerin Müslümanları gözlerini açıp hukuklarını anlayacak olurlarsa, o bize büyük bela olacaktır.

Hem Türkiye’nin hem de İran’ın din adamlarını elde etmek ve onlar vasıtası ile Sünni-Şii ihtilaflarını kızıştırmak lazımdır.

İslam’ı Asya’dan uzaklaştırmak, Hıristiyan dinini ve medeniyetini oralarda ciddi bir şekilde tebliğ etmek ve yaymak zaruridir.

Bizim din âlimlerimizin bugüne kadar devlet işlerine müdahale etmesi, Rusya devletinin ilerlemesine mani olmuştur.

Ben, 1. Petro olarak, kendi yetkilerimi ve istiklalimi kullanarak, din adamlarını devlet işlerinden uzaklaştırdım. Ruhanilerin devlet işlerine müdahale etmelerini reddettim, şimdi onlar sıradan birileri gibi elleri ve kolları bağlı kalmıştır. Ben bunu çok büyük bir riski göze alarak yaptım.

Ruhanilerin devlet ve millet işlerinden ellerini çekip, yetkilerini kiliselerde yalnız dini görev yapmakla sınırlandırdım.

Bunlara ilaveten, çeşitli tedbirler de almak lazımdır ki, İran ülkesi her geçen gün biraz daha parasız pulsuz ve ticaretsiz kalsın. Hülasa İran’ı daima gerilemeye sevk etmeli, bağlı durumda tutmalı ki Rusya devleti onu istediği zaman zahmetsiz bir şekilde öldürmeğe kadir olsun.

Ama Türkiye devleti mahvolmadan İran’ın canını almanız tavsiye edilmez. Gürcistan ülkesi, Kafkasya hattının yani İran’ın şah damarıdır. Eğer Rusya’nın teslim aldığım neşteri o damara yetişecek olursa, o zaman kalbinden zayıf kanı akacak ve onu öyle halsiz edecektir ki bin Eflatun dirilip gelse dahi onu ıslah edip sağlığına kavuşturamaz.

Gürcistan ve Kafkaslar alınırsa. O zaman İran ülkesi Rusya çarlarına deve gibi itaat edecektir. Ve Türkiye’nin son alevi de sönecektir.

Maddi ihtiyaçlar bölgesi olan Türkiye’nin işini bitirdikten sonra, İran’ı zorluk çekmeden mahvetmek ve başını kesmek mümkündür.

Bunun için de siz, zaman kayıp etmeden Gürcistan’ı ve Kafkasya’yı zapt edip, İran’ın içte hakem durumda olan şahsiyetlerini kendinize hizmet ve itaat ettireceksiniz.

Ondan sonra Hindistan’ı hedef almalı. O memleket çok büyük ve geniş bir ticaret bölgesidir. Orayı ele geçirdiğiniz taktirde, İngiltere vasıtası ile elde edilen gelir evvelkinden çok, Hindistan’dan ihraç olunacaktır. Hindistan’ın anahtarı Türkiye’nin başkentidir.

Gidebildiğiniz kadar Kırgız, Hive ve Buhara sahraları tarafından ilerleyin ki hedefiniz size yaklaşmış olsun. Zaman kayıp etmeyin, aynı zamanda telaş ve acele etmekten kaçının.

Avusturya devleti ile görünüşe göre dost olmalı. Fakat öyle bir tedbir almalı ki Alman ve Avusturya gitgide güçlerini kaybetsinler.

Türkiye’yi Avrupa’dan ayırmalı (uzaklaştırmalı) ve bu işbirliğinden Avusturya’ da fayda temin etmeli. Bu işte iki yol var: Biri Avusturya’yı başka bir yerde meşgul etmek, biri de Avusturya’ya Türkiye topraklarından öyle bir parça vermeli ki bilahare onun Avusturya’dan geri alınması kolay olsun.

     10- Yunanlılara sulh ve dostlukla muamele etmeli, savaş zamanı onlar size yardım ederler, zira Yunanlılar Türkiye’den daima zarar görmüşlerdir.

     11- İsveç, Norveç, Türkiye, İran ve Polonya’yı istila ettikten sonra İtalya ve Fransa ile müttefik olup temas kurun. Eğer onlardan hiç birisi dostluğumuzu kabul etmezse, o zaman bir fırsatını bularak, o yer ve ülkeleri mahvediniz. Bu yerleri ele geçirdikten sonra dünya hâkimi olursunuz.

     12- Eğer yukarıda belirtilen ülkelerden herhangi birisi muharebeyi kabul etmezse, öyle bir tedbir almak gerekir ki bu iki hükümetin (İtalya ve Fransa) arasında fitne-fesat yaratabilsin.Deli Petro Ölüm Döşeğinde

Bu suretle zamanla onlardan biri ortadan kalkarak harap olacaktır. Geri kalan hükümetleri talan edip zahmet çekmeden bütün Avrupa üzerinde hükümranlık kurarsınız.

İşin sonunda diğer ülkelerin hepsini kendi memleketinize ilhak edip bütün dünyaya sahip olursunuz.

Dedikten sonra Büyük Petro;

Bu vasiyetnamesine “GİZLİ TUTULSUN" diye özellikle belirtmesi, çok ilginç değil midir?

  

Can Dostlar,

Büyük Petro’nun 1725 yılında kaleme aldığı VASİYETNAMESİ’Nİ, yazıldığı günden alıp günümüze kadar olan tarih sürecinde incelersek,

* Rusya’nın kendi topraklarında değişik zamanlarda yaklaşık 2,5 milyon Müslüman’ı Anadolu topraklarına nasıl sürdüğünü?

* 1878 tarihinde İstanbul’u alabilmek için Yeşilköy’e kadar nasıl geldiğini?

* Kafkaslardaki Hıristiyan nüfusu çoğaltabilmek için nasıl çalıştığını?

* Azerbaycan ile Türkiye arasına Hıristiyan Ermenileri yerleştirmek için, İran’dan ve Türkiye’den, Hıristiyan nüfusların nasıl kaydırıldığını?

* Karabağ’ın Azeri nüfusunun nasıl Anadolu’ ya kaydırıldığını

* Polonya’nın başına nelerin geldiğini?

* İran ile Türkiye arasındaki Şİİ ve SÜNNİ ayrımcılığın nasıl körüklendiğini?

* İran ile Osmanlı ve Türkiye’nin mezhebi farklılığından dolayı tarih boyunca neden düşman olduklarını?

Kars’ın Rus işgali zamanında Yusuf Paşa camisinin önünde duran Çarlık Rusya askerinin Camiye gelen cemaate. Söyledikleri çok ilginçtir:

            Asker -   Sen nesin?
                      -- “Azeri” 
            Asker - “Yusuf Paşa camisine git.”
            Asker - “Ya sen 
                      --- “Yerli”
            Asker - “Sen buraya giremezsin git öteki camilere…”

Bu ayrımcılığı yapan askere bu emri veren komutanı “Büyük Petro’nun VASİYETNAMESİNİ” DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMESİ siz değerli okurlarıma da ilginç gelmiyor mu?...

Bu örnekleri çok daha fazla çoğaltabiliriz…

Kısaca özetlersek 1725 tarihinde yazılan Büyük Petro’nun “VASİYETNAMESİ” nin

  • Arupa ve Asya coğrafyasında nasıl etkin olduğunu?
  • Rusya’nın bu “vasiyetname” doğrultusunda nasıl hareket ettiğini?
  • 1725’ten günümüze kadar geçen tarihi akışını incelersek açıkça görebiliriz.

Sonuç olarak Değerli Dostlar,

HEPİMİZİN BU “VASİYETNAMEYİ” ÇOK İYİ BİLMESİ GEREKİR; ÇÜNKÜ Büyük PETRO’NUN “VASİYETNAMESİ’NİN” OSMANLI VE TÜRK TARİHİNDE ÇOK ÖNEMLİ SONUÇLARI OLMUŞTUR, OLUYOR VE OLACAKTIR…

KALIN SAĞLICAKLA BENİM DEĞERLİ OKURLARIM.

Vedat Akçayöz

Kars Kültür ve Sanat Derneği Başkanı / Kars

Yorumlar
Ara
Sadece kaytl kullanclar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme: Cuma, 28 Ocak 2011 11:36
 
Vedat AKÇAYÖZ, Powered by Joomla!; Joomla templates by SG web hosting