| Azerbaycan'ın Atası - 8 |
|
|
|
| Yazılar - Azerbaycan | |||||
| Çarşamba, 03 Aralık 2008 11:40 | |||||
AZERBAYCAN İLE NAHCIVAN’IN ARASINA SOKULAN ERMENİSTAN
Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ, Nahçıvan ve Zanzebur olmak üzere üç bölge bulunmaktaydı. Buraya dikkatinizi çekmek isterim; Ruslar, Azerbaycan ile Nahçıvan’ı birbirinden ayırmak için kasıtlı olarak Zangebur bölgesini Ermenistan’a bıraktılar. Neden bu taktiği uyguladı dersiniz? Çünkü Nahçıvan daha sonra Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasında 13 Ekim 1921 yılında imzalanan Kars Antlaşması neticesinde "özerk cumhuriyet statüsü" ile Azerbaycan’ın egemenlik alanına bırakılmıştı. Dağlık Karabağ ise 1929’a gelindiğinde Karabağ Ermenileri yeniden Ermenistan’a bağlanma konusunda isteklerini dile getirmeye başlamışlardır. Tabii ki bu kanunsuz ve mantıksız isteklerin sonucunda savaş ve katliam oldu. 20 yy.ın sonlarında Kafkasya bölgesinde yaşanan trajik olaylara Dünya, Oysa 20 binden fazla insanın yaşamına mâl olan bu katliama dünya seyirci kaldı. Daha sonraki süreçte; Tarih boyunca taşeron olarak kullanılan Ermenistan’ın konumu yine de değişmedi.
SOVYET DESTEĞİ İLE KARABAĞ’A SALDIRAN ERMENİLER
1980'li yıllarda Sovyetlerin çökeceğini fark eden Ermeniler harekete geçtiler ve Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan topraklarından koparma planın uygulamaya başladılar. 186Bin Karabağ Azerisi yerlerinden sürüldü. Bu gergin ortamda Karabağ’da "savaş baltaları" tekrar ortaya çıktı. Dağlık Karabağ’da Sovyet ordusuna güvenen Ermeniler, Azeri köylerinde katliamlara başladılar. Katliamların gerçek nedeni uzun vadede Ermenilerin Karabağ topraklarını ele geçirme arzularından kaynaklanmaktaydı. Dağlık Karabağ merkezi Han kentine yakın bir bölgede bulunan yaklaşık 4 bin Azeri’nin yaşadığı bu bölge stratejik bir öneme sahipti. Ermenilerde bu olayın farkında idiler ve Hocalı’nın bütün halkını bölgeden sürmek istediler.
HOCALİ KATLİAMINA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SESSİZ KALDI
Dağlık Karabağ halkını korkutmak için yurtdışındaki Ermeni lobisi, Dünya kamuoyu bu olaylara tamamen sessiz kaldı. 1946’da "Jonesit" Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası bir suç olarak kabul edilmişti. 9 Aralık 1948 günü 260 ve (III) sayılı karar ile onaylanarak imzaya açılmış,
ERMENİLERE YARDIM EDEN, SOVYETLERİN ELİ KANLI 361. ZIRHLI ALAYI
413 gün düşman kuşatması altında kendini savunmaya çalışan Hocalı halkı, 1992 yılının soğuk kış günlerinde Dünya ile irtibatı kesildi. Kara ulaşımı imkânsızdı. Hocalı’ya sadece helikopterler ulaşabiliyordu. Fakat şubatın sonlarında ise bu olanakları da ortadan kalktı. 26 Şubat gecesi Ermeni birlikleri Hocalı’yı kuşatmaya başladıkları sırada bölgede 3 bin kişi yaşıyordu. Gece olunca Han kentinde Sovyet ordusuna ait 361. Zırhlı Alay'ın desteği ile başlayan saldırılar sonucu Hocalı tam bir savaş alanıydı sanki. Kasabada yanan evler ve ahırlar da alev topuna döndü. O gece kasabayı savuna Azeriler şehit oldular.
HOCALİ HALKI KİMSESİZ, TEK BAŞINA KALA KALDI
Hocalı bütün iletişim araçlarından uzak korumasız, kimsesiz tek başına kala kaldı. Mahalle mahalle ev ev çoluk çoçuk gözetmeksizin Azeri arayan Ermeniler buldukları insanları katletmeye başladılar. Ermenilerin bu yaptığına vahşete bir isim koymak gerekirse bu isim tam anlamıyla "SOYKIRIM"dır. Canlarını kurtaran Hocalı halkı o gece ata yurtlarını terk etmeye başladılar. Yavrusunu bağrına basan analar katliamdan kurtarabildikleri, evlatlarını, evlatlar ise kan revan içinde kalan yaşlı analarını düşman kurşunlarından kurtarmaya çalıştılar. Gece karanlığında düşe kalka ormanda 12km yaya yürüyerek Ağdam iline yaklaşan savaş mağduru Hocalılar burada kendilerini bekleyen tuzaktan habersizlerdi. Bu kaçışta kurtuluş olmadı, büyük, küçük yaşlı genç ayrımı yapılmaksızın hepsi canice öldürüldüler…
ERMENİSTAN’IN HOCALİ’DE YAPTIĞI "SOYKIRIM" SONRASITÜRKİYE’NİN1921 KARS ANTLAŞMASI DAHİLİNDE ERMENİSTAN’A ASKERİ MÜDAHALE GİRİŞİMİ
Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:
RUS YANLISI CUMHURBAŞKANI AYAZ MUTTALİBOV DÖRT GÜN HOCALİ KATLİAMINI GİZLEDİ
Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. "Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov", olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaran kadın, çocuk ve ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Ağdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuş bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Hocalı ile Ağdam arasındaki 12km'lik orman boyunca cesetler dizilmişti. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes sağlanmış, Azerbaycan reyonlarında bir milyon civarındaki "gaçgın" Dağlık Karabağ işgâl edilen topraklardan gelen Azeriler’dir.
AZERBAYCAN’IN KANAYAN YARASI DAĞLIK KARABAĞ
Değerli Okurlar, Karabağ’ı düşündüğüm zaman, Değerli ağabeyimiz Yaver Belet bir şiir getirmişti bana yıllar önce. 1996 idi sanırım, Karabağ’da yaşanan vahşet karşısında dünyanın sessiz kalmasına isyan ederek yürekten gelen bir haykırışla sesleniyor. O zamanlar şiiri okumuş çok etkilenmiştim, şimdi o güzelim dizeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Umarım bu şiir, Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan "göçkünler" *** Kısa bir süre önce Kars bölgesinden, Rusya’nın Stavrapol bölgesine giden Malakanlar’ın izlerini sürerken Stavrapol bölgesinde Levakumskoe’de rastladım. Can Dostlar; İsterseniz Karabağ’ın üstünde uçan balonumuzdan aşağı doğru bakmayı sürdürelim...
ERMENİSTAN, YUKARI KARABAĞ’DA BATIYOR
Ermenistan; Ayakları yere basmadan karanlıktaki bu koşmanın sonu hüsran olacak. Nedeni çok basit!
Can Dostlar, Bu çelişki değil midir? Bu koşu nereye kadar gidecek bilinmez ama selamete giden bir koşu değil kanısındayım. Yukarı Karabağ’da Ermeni nüfusun demografik yapısını değiştirmek, bu bölge Ermenilerinin "self-determinasyon" (ulusların geleceklerinin kendiler tarafından tayin edebilme hakkı) uluslararası boyutta bölgenin bağımsız bir cumhuriyet’i olarak kabul ettirip, akabinde referandumla Ermenistan’la birleştirmek için yapılan sistematik bir çaba var. Bütün bu strateji Kafkasya dengelerine uyuyor mu? Ermenistan kaldıramayacağı yükü başka ülkelerin telkini ile kaldırmaya çalışmıyor mu? Sizce bu hayal mi? Yoksa gerçekçi bir girişim mi? Bu zoraki kurulmak istenen yapıya karşı güçlü bir enerji birikimi var Kafkaslarda.
Ermenistan’ın iflasın eşiğindeki bir ekonomisi ile baş edebileceğine inanıyor musunuz, değerli okurlarım? Şimdi hemen Rusya faktörünü düşünen okurlarım olmuştur. Ama işgal yıllarından günümüze o köprülerin altından çok sular geçti. Azerbaycan’ın stratejik önemi, ekonomik ve askeri gücü büyük oranda artırmış, Rusya ile "Yüz yılın projesine" ortak olmuş ve petrolünü Akdeniz’e akıtmış, porto dolarları ülkesinin geleceği için kullanan ve ABD ile Rusya arasındaki denge politikasını geliştirmiş bir Azerbaycan var karşımızda. Sayın dostlar, Karabağ’ın 1991 ve sonraki sürecini biraz inceleyelim. Ermenistan Yukarı Karabağ İdari Konseyi’nin 2 Eylül 1991 tarihinde bölgenin özerkliğini kaldırıp ** Azerbaycan Milli Şurası’nın da bölgeyi doğrudan Azerbaycan’a bağlayan bir karar almasıyla kılıçlar çekilmiş oldu. Ermenilerin, Yukarı Karabağ’da 10 Aralık 1991’de yapılan referandumla, tek taraflı bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bir çok ülkenin barış girişimleri sonuç vermedi. Ermenilerin, 1992 yılında Askeran’ı işgali ve Hocalı’da Türklerin katlinden sonra, Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ sınırları dışındaki Kelbecer, Ağdam, Füzuli, Cebrayil, Zengilan, Kubadlı ve Laçin bölgeleri de işgal edilip 1 milyon Azeri "gaçgın" oluştu Kafkasya coğrafyasında. Yukarı Karabağ’da, Ermeni sayısını artırmak ve göçü teşvik için ekonomik olanaklar sağlanmasına rağmen gerekli sonuç alınamıyor. Yukarı Karabağ Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Armen Melikyan’ın sözleri çok ilginç "Ermeniler işgal ettikleri Azerbaycan’ın topraklarını terk ediyorlar". Can dostlar yeri gelmişken tekrar ifade etmek istiyorum, Gerçekleştirdiğim Rusya gezim sırasında Stavrapol bölgesinde, Karabağ’dan kaçıp pazarda terlik satan 55 yaşlarında Ermeni kadınla söyleşi yapıyoruz. --- Ay hala nerelisin? Değerli Okurlar, Bu gün Karabağ’da;
Sözde Karabağ Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Armen Melikyan, Haziran 2005 ayı son haftasında Parlamento’da yaptığı konuşmasında; "Yukarı Karabağ'da ekonomik sıkıntılar var. Bu neden ile 23.000 Ermeni vatandaşının, Ocak-Haziran 2005 ayları arasında Rusya’ya göç ettiğini ve göçlerin süreceğini, Diasporadan gelen yardımların Yukarı Karabağ'a % 10 oranında yansıması bile yetmiyor". "Sözde bir cumhuriyetin" bakanı olan Melikyan’nın açıklamasında Nitekim Erivan’da bir basın toplantısı düzenleyen ve hükümeti istifaya çağıran "Yeni Zaman Partisi Genel Başkanı Aram Karapetyan", Yukarı Karabağ ekonomik sorunların had safhaya ulaştığına, hükümetin iç ve dış politikaları nedeniyle iflas ettiğini ve halkı sokaklara dökerek iktidarı devireceklerini haykırıyor. ** Ermenistan ekonomisindeki kötü gidiş ,Ermenilerin ekonomik durumunu zorlaştırarak çıkmaza sokabileceğinden kaygı duyuyor **Yurt dışına göç eden halk, Ermenistan halkı, Yukarı Karabağ anlaşmazlığının sürmesinden büyük endişe etmektedir. **Azerbaycan’ın aktif girişimleri ile "işgal edilmiş toprakların" AGİT, BM, AKPM ve NATO gibi uluslararası kuruluşlarca haklılığının onaylanması, **Zaten "Ermeni işgalinde olan Y. Karabağ ve diğer Azeri toprakları" yüzünden tüm dünyada Ermenilerin "işgalci", "saldırgan" ve "uzlaşmayan" taraf olarak algılanması, Sonuç olarak, Bu durum, hem kendine hem de Yukarı Karabağ’daki Ermenilere zarar vermektedir. Kısaca; Ermenistan, Yukarı Karabağ’da da kendi felaketine sürüklemektedir. Siyasi ve ekonomik açmazları olan böyle bir ülkenin, kendi boyuna bakmadan Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’ye topraklarına göz koyduğu için saldırgan politika izleme ısrarcılığını sürdürmesi, derin bir çelişki değil midir? İşte bu sonuçlar bana, Ermenilerin bir gün mutlaka doğruyu göreceklerini inandırıyor... Çok, çok fazla iyimser olduğumun farkında olarak, yine de olumlu düşünmek istiyorum... Yoksa Ebufeyz Elçibey’in dediği gibi; "Kanla verilen kanla alınır"Keşke kan dökülmese! Azerbaycan’ın dört nala giden ekonomik gücü ve hukuksal üstünlüğü yakın tarihte işgal edilmiş tüm Azeri topraklarının alınmasında kilit rol oynayacaktır. Azerbaycan ile Ermenistan şu ana kadar en üst düzey görüşmelerini defalarca yaptılar. Bundan sonrada görüşmelere ve konuşmaya devam etmelidirler. Ermenistan gerçekleri görüp bitme noktasına gelen ekonomisiyle şu anki fiili durumu götüremeyeceğini anlasa, Sizce de öyle DEĞİL Mİ?
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||
| Son Güncelleme: Perşembe, 04 Aralık 2008 09:06 |



